Bilişsel Davranışçı Terapi Seansının Özellikleri

Bu yazıda ruh sağlığı çalışanları için psikolojik danışma uygulamalarını değerlendirecek bir özet yapmak istiyorum. Yazının farklı yerlerinde Psikolojik danışma, psikoterapi ya da terapi diyebilirim ancak kastettiğim şey her zaman aynı olacaktır.

Bilişsel davranışçı terapinin bu kadar yaygın olmasının en büyük nedeni kontrollü deneysel çalışmalarla defalarca sınanmış olmasıdır. Elbette ki bazı çalışmalarda BDT uygulamaları etkili bulunamamış olabilir. Bu şekilde de belki binlerce çalışma vardır. Ancak genel çalışmalar BDT ‘nin depresyon, kaygı bozuklukları, OKB gibi farklı alanlarda etkililiğini göstermektedir. Hatta diğer yaklaşımların çalışmalarında bu çalışmalar BDT ile karşılaştırılır. BDT kadar etkili bulunduğunda da gururla raporlanır. Bu hem o çalışmanın etkililiğini hem de BDT’nin etkililiğini gösterir.

BDT’nin yaygın uygulama alanı bulmasının bir diğer nedeni de öznel değil nesnel değerlendirmelere sahip olması olarak ifade edilebilir. Bu şu demektir BDT’nin standartları vardır. Bu koşulları sağlıyorsanız BDT yapmışsınız demektir. Hastanın ya da danışanın fayda görüp görmemesi ise apayrı bir konudur. Siz tam anlamı ile bir BDT yapabilirsiniz ancak danışan bundan fayda görmeyebilir. Çünkü kullanılan tekniklerle beraber danışanın motivasyonu, çevresi, kurulan ilişkinin niteliği psikolojik danışma sonuçlarına (outcome) doğrudan ya da dolaylı etki eder. Bilişsel davranışçı terapinin temel ilkeleri yaptığımız şeyin(danışmanın) bir BDT seansı olup olmadığı konusunda yol göstericidir. Bu ilkeleri şöyle sıralayabiliriz. Bu ilkelerin detayını aşağıda verdiğim kaynaklardan da okuyabilirsiniz.

Devamını Oku

Psikoloji Eğitimleri Üzerine

Ülkemiz eğitim çöplüğüne dönmüş vaziyette. Özellikle atanamayan ya da iş bulamayan ruh sağlığı çalışanları soluğu kurslarda alıyor. Bu kurslar ciddi bir Pazar yaratmış olduğundan gün geçmiyor ki yeni bir alanda yeni bir eğitim çıkmasın. Bu eğitimlerin hiç birinin yasal temeli olmadığı cümlesi ile başlayalım. Bu eğitimlerin tamamını bir öğrenme fırsatı olarak görürseniz hayal kırıklığına uğramazsınız. Ülkemizde bizim alanımızla ilgili benim bildiğim 3 sertifika programı vardır. PDR ‘ye özel bir program ise yoktur.
• Aile danışmanlığı sertifikası (sosyoloji, tıp, çocuk gelişimi, hemşirelik vs bölümlere de açık)
• İş ve meslek danışmanlığı sertifikası (herkese açık)
• Psikolojinin Tıbbi Uygulamaları Sertifikası (sadece psikologlara açık)
Ülkemizde hiçbir sertifika ( isterse Oxford üniversitesi onaylı olsun bırakın Bingöl’ü Harran’ı 😊 ) size diplomanızın sağladığı yetkilerden fazlasını vermez. Yani hiçbir belge sizin diploma sınırlarınızı genişletmez.

Devamını Oku

Psikomerkez

Küçükken bir işletme sahibi olmayı hayal ederdim. Daha çok fabrika gelirdi aklıma. Bir fabrika olmasa da artık bir şirkete sahibim. Psikomerkez Arge Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ruh sağlığı alanında faaliyet gösterecek bir şirket. Tübitak teknogirişim desteği ile kuruldu. Yazılımlardan , eğitimlere, e ticaret projelerine kadar  aklımızda bir çok şey var. Ekip sağlam. Tahsin ve Murat ile daha yapacak çok işimiz var. Tarihe not düşelim istedim.

TÜBİTAK 1512 Bireysel Genç Girişimci Desteğini kazandık:)

İki gün önce açıklanan sonuçlara göre BİGG olarak bilinen hibe programını kazanmış bulunuyoruz. Ben, yazılımcı ve tasarımcı arkadaş birlikte ruh sağlığı yazılımları geliştirmek niyetindeyiz. Yahu daha gerçek ortamda bu hizmet yaygınlaşmadı ne sanlı demeyin lütfen . Bari bunda geç kalmayalım (ki zaten yeterince geç kaldık)

Program ile ilgili tespitlerimi daha detaylı yazacağım ancak burada bir konuya değinmek gerekiyor. BİGG sürecinde bir sürü yer bir sürü destek veriyor. Bir çok yazı okumuş olabilirsiniz. Ancak kazandıktan sonraki süreç körleme. Kesin bir bilgi ve bir yönlendirme yok. Şirketini kur gel diyorlar. Kurunca ne olacak desteğin ne akdarı onaylandı (bütçe kesintileri oluyor çünkü zaman zaman Tübitak’ta) bununla ilgili bir bilgi yok . Şirketi kurma işini muhasebeciye devret işi takip et diyorlar. Yakın bir zamanda iki firma ile psikoloji/eğitim sektöründe olacağız.
Umarım hayrolur 🙂

MUŞ

Tüm şehirlere  gitmek gibi bir hedefim var. Açık öğretimde üniversite temsilcisi olduğumuzdan zaman zaman bizi görevli olarak gönderebiliyor. Bu sefer görev yerim MUŞ. Daha önce hiç gitmediğim bu şehre  uçak ile 1 saat 25 dakikada ulaşılıyor (Ankara’dan) . Her gün sabah uçuş öğle vakti de dönüş var.  Tek firma da Anadolu Jet. 27 Nisan 1 Mayıs arasında kaldığım Muş’tan izlenimlerim şöyle.

Muş hava limanı oldukça küçük , merkez nüfus 91000 civarı. Tek caddeden oluşan küçük bir şehir. Bariz fakir. Zaten son üç sırada yer alıyormuş her sene bu alanda .

Şehirde aşırı muhafazakar bir hava esmiyor. Kılık kıyafet konusunda sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum . Ancak şehirde 5 gün boyunca hiç alkol satan bir yer görmedim . Bu anlamda tutucu bir  şehir olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Muş’ta sanayi yok. İnsanlar çay ocaklarında akşama kadar oturuyor iş imkanları oldukça sınırlı, sanırım göç oranı da yüksektir.  Araç plakaları o kadar farklı ki. 49 plaka araç daha az. İnsanlar  plaka değişikliğine gitmeyi tercih etmiyorlar (arkadaşın tespiti). Biz de anlamadık neden olduğunu.

Gezilecek yer yok Muş’ta . İnternet araması yaparsanız bile en fazla 5 yer buluyorsunuz ki bunların tek elle tutulanı Murat Köprüsü. Köprü yaklaşık 12-15 Km  uzaklığında. Toplu taşıma gitmiyor. Özel araç ya da  taksi tutmanız gerek. Taksi 25 TL tutuyor. Git gel 50 yani 🙂 Köprü beklediğimizden güzeldi. Etrafında oturacak yerleri de var. Kamelya kiralayabiliyorsunuz . Bahar aylarında giderseniz MUŞ LALEsini de görebilirsiniz.

Yemek olayı orta-üst. Yemekler lezzetli ancak bir Antep / Urfa aroması bulmam  mümkün değil. Fİyatlar orta/alt. Ancak porsiyonlar çok büyük. Yarım kg antrikota 27 tl ödedik. Şu an bu porsiyon için Eskişehir fiyatı 55-75 arasıdır.  İkramlar  güzel ve çeşitli. Kesinlikle EYWAN ve Nar-Et Nihat ustaya gidin. İnci’yi tavsiye etmiyorum . Şark’ı da arkadaşım beğenmemiş.  Aşağıda yemeklerden ve  köprüden bir kaç foto görebilirsiniz. Bu kadar az mı? demeyin. Muş ‘un hepsi bu 🙂