Doktora Yeterlik Sınavı Günlüğü :)

Bir çok doktora öğrencisinin hatta hepsinin kabusu olan bir sınav yeterlik. Sen artık yetersin tez yazmaya başlayabilirsin iznini aldığınız sınav. Şu an ki yönetmelik gereği kendi bölümünüzden 3 kişi biri tez danışmanınız ,  farklı üniversiteden 2 kişi olmak üzere 5 kişilik bir jüri karşısında hem yazılı hem sözlü sınavdan geçiyorsunuz. Lisans eğitiminizden bu yana aldığınız almadığını tüm derslerden sorumlusunuz:)

Oldukça sıkıntılı geçen bu sürenin sonunda üzerinizden kocaman bir yük kalkıyor. Benim sınavım korktuğum gibi geçmedi. Elbette bunda hocaların ılımlı yaklaşımı önemli sizi zaten tanıyan , seviyeniz bilen kişiler . Buna göre de sorular soruluyor. Daha çok ifade beceriniz , yorum yapma kapasiteniz ölçülüyor.

Ancak söylemem gerekir ki her şey sizin elinizde değil. İstediğiniz kadar çalışın yeterli olmadığınız düşünülüyor ise  geçmeniz mümkün değil bu sınavı. Her şeyi bilmek mümkün olmadığı gibi bu tip bir zorunluluk sizden de beklenmiyor.

Benim jürimde Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK, Prof. Dr. Serap NAZLI, Doç Dr. İlhan YALÇIN; Doç. Dr. Türkan DOĞAN ve Doç. Dr. İbrahim KISAÇ vardı. Genel olarak çalıştığım yerden sordular diyebilirim. Çalıştığım yer derken PDR Merkezinden bahsediyorum 🙂 Buradaki uygulamalardan derslerde edindiklerimizi buraya nasıl uyarlayabileceğime yönelik sorular geldi. Genelde tez konunuz üzerinden de sorular gelse de bana bu yönde bir soru sorulmadı.

Bu yazıyı okuyan bu alandan DR yeterlik sınavına girecek meslektaşlarıma tüm kitapları bir kez okumalarını en azından kavramlara yönelik kulak aşinalığına sahip olması gerektiğini hatırlatmak isterim. Ek olarak jürinizde yer alan hocalarımızın tüm çalışmalarını için 🙂

Emeği geçen herkese , jüri üyelerine teşekkürlerle. tarihe not düşelim istedim . Sorularınız olursa e posta adresimden ulaşabilirsiniz.

Sağlıcakla!

Kitap Paylaşım Ağı

Facebook !ta da olsa bazen güzel şeyler olabiliyor hayatta. Bu aralar sıklıkla gördüğünüz şu paylaşım gibi;

Dahil olmak isteyen varsa beğenmesi yeterli.
“Sürpriz sever en az 6 kitap sever arıyorum.
Dünyanın herhangi bir yerinde olabilirsiniz. Hiç fark etmez.
Bir kitap satın alacaksınız ve hiç tanımadığınız birisine göndereceksiniz.
Sonra da size en az 36 kitap gelecek.
“Ben varım” diyorsanız bu iletimi beğenmeniz yeterli; size detayları ileteceğim.
Çok heyecanlı değil mi? 

Fikir güzel ancak anlaşılması zor nasıl olacak bu iş diyenler için anlatalım; Öncelikle bu paylaşımı yapmış bir kişinin paylaşımı altına bir yorum yapıyorsunuz . O kişi size bir mesaj gönderiyor. Bu mesajda yorum yaptığınız kişinin bir arkadaşının ismi  ve adresi var. Ona kitap göndermenizi istiyor. Ve altında da yorum yaptığınız kişinin kendi adresi var. Bu adresi de size yorum yapanlara göndermenizi istiyor:)

Sistem bundan ibaret . Anlaşılmayacağı düşüncesi ile örneklendirelim. Kendi yaşantımdan isimleri değiştirdim ki sürprizi kaçmasın 🙂

1- Ömer  , arkadaşı Ahmet’in gönderisi altına yorum yapar.  Ve o mesajı kopyalayarak kendi duvarında paylaşır.

2- Ahmet ,  Ömer’e içinde Melike’nin adresinin ve kendisinin (Önder) adresinin bulunduğu bir mesaj gönderir. Bu mesaj ile Ömer Melike’ye bir  kitap gönderir .

3- Ömer kendi duvarında yaptığı paylaşımın altına yorum yapanlara içinde Önder’nin ve kendi (Ömer) adresinin bulunduğu mesajı gönderir ve zincir devam eder.  Şöyle ki Ferhat  Ömer’in gönderisine yorum yapmıştır. Ferhat  artık Ahmet’e kitap gönderecektir.

4- Ferhat’ın yaptığı paylaşıma yorum yapanlarda bana kitap göndermelidir 🙂 Burada bana gelecek kitap sayısı Ferhat’ın arkadaş potansiyeline bağlıdır:)

Tabii sistemin en önemli özelliği dürüstlüktür. Bir yere yorum yazdıysanız ve mesaj aldıysanız o kitabı gönderin adamı kızdırmayın 🙂
Örnek insan olarak Ferhat BAYOĞLU ve Ahmet ALTINOK kullanılmıştır, kitap falan göndermeyin onlara 🙂

Şema Terapi Eğitimi – Vol 3

Biraz geciken bir yazı da olsa tarihe not düşmek istedim. Son eğitimi de 11-12 aralıkta gerçekleştirek kuramsal modülü tamamladık. Darısı süpervizyona.

Narsist ve Bordrrline kişilik bozukluklarında şema terapinin anlatıldığı program oldukça verimli geçti. Özellikle BDT temeli olan kişilerin şema terapi eğitiminden daha çok yararlanacağını düşünüyorum .Çünkü temel BDT kavramları ve tekniklerine hakim olmayan kişiler çok fayda görmeyebilirler. Tavsiyem önce BDT sonra şema terapi alınız ya da iyi bir BDT okuması yaparak eğitime katılmanız yönündedir.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak Alp Karaosmanoğlu’nun eğitmen yönü oldukça iyi. Konuya ve uygulamaya hakim kendinden emin. belirli bir disiplin dahilinde konuyu verirken esnek olmamız gereken yerleri vurgulaması özellikle destekleyici . Kafanızdaki her şeyi kusursuz yapması gereken terapist şemanız yıkılıyorsa doğru yoldasınız demektir.

Giderek anlıyorum ki terapist olmak ya da iyi bir danışman olmak gerçekten zeka işi, tabiri caiz ise kıvrak bir zeka ve güçlü iletişime sahip bireylerin bu alanda daha başarılı olduğunu düşünüyorum  , insan ilişkilerinizi tanıdık sayınızı ve etkileşimlerinizi artırın . Bu eğitimlerden o zaman daha çok fayda göreceksiniz diye düşünüyorum , Şema terapiyi ilgisi olanlara tavsiye ediyorum .

Pişman olmayacaksınız.

Bilginize…

Cinsel Terapi Eğitimi – 1. Modül Notları

Geçen hafta sonu ekipçe (ANADOLU PDRM)  Cinsel Terapi eğitimine başladık. Birinci modül olarak isimlendirilen (3 modül var) programda genel olarak cinsellik nedir, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği ve psikoseksüel gelişim gibi kavramların üzerinde durduk. Genel anlamı ile verimli bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Eğitim ciddi bir şekilde planlanmış bir hocadan saaatlerce ders dinlemiyorsunuz . 6 farklı hocayı 3 günde dinleme fırsatı bulduk. Her biri cinsel tedaviler alanında uzun yıllardır çalışan psikolog ve psikiyatristler. Ancak grup tamamen uzmanlardan oluşmasına rağmen bazı hocaların eşcinsellik üzerine tutumu biraz garipti. Sanki biz homofobiğiz gibi hissettim bir an. Bir soru soruyorsunuz cevabı ama heteroseksüellerde de var … Evet var ama biz onu sormuyoruz eşcinsellerde daha fazla mı diye soruyoruz demedim tabii 🙂 Hatta dedim ancak unun ne yararı var şeklinde bir cevap aldım . Sözün özü tavsiye edebileceğim bir eğitim programıydı. Aksaklıklar ya da hoşunuza gitmeyen yanlar her zaman olur burada da vardı.

Özellikle Doğan ŞAHİN hocanın psikoseksüel gelişim konusu psikodinamik yaklaşım açısından dolu doluydu. Gelmeden Kohut okumanız kavramları daha kolay anlamanıza yardımcı olabilir. Tedavi adına bu modülde bir şey öğretilmiyor böyle bir beklentiye girmemenizi öneririm. Daha çok kendi cinsel mitlerinizi keşfetmek, ya da yaygın cinsel mitleri öğrenmek bu modülün amacı diyebiliriz. Ejder hoca fizyolojide organ/kas/sinirlerin latince isimlerine boğmadan yeterli bilgi verdi. Arşaluys hoca bol bol oyun oynattı (psikodrama yöntemleri) ki bu benim gibi role giremeyenler için eziyet verici olabiliyor:) Seven KAPTAN eşcinsellik ile ilgili bir çok bilgi verdi. Nesrin YETKİN cinsel mitleri oldukça uzuuuuun anlattı. Ve son olarak eğitiminde sorumlusu olan Ceyda GÜVENÇ oldukça ilgili bir tavır sergiledi.

Adı cinsel terapi enstitüsü olan ama kendisi bir hiç olan yerlerden eğitim alacağınıza CETAD’dan eğitim almanızı tavsiye ederim. Ancak her yerde olduğu gibi burada da bazı yanlış uygulamalar mevcut . Bunlardan bir tanesi cinsel terapi modülü de olan 3. modüle PDR mezunlarının kabul edilmemesi. Bu durumun bilimsel olmadığını düşünmekteyim. Bir çok üniversitede  nasıl eğitim verildiği belli olmayan klinik psikoloji mezunları başvuruyorken PDR mezunlarını dışlamak mantıklı değil. Diğer yandan eğitim süresince cinsel terapinin özünde  de danışanlar güven ortamı kurmak, iyi bir öykü almak, terapötik çalışma ilişkisini kuvvetlendirmek daha basit tabir ile hastayı / danışanı anlamaya vurgu yapıldı. Çok rahat söyleyebilirim ki danışma/terapi ilişkisinde biz hem psikiyatristlerden hemde klinik psikologlardan (en azından büyük çoğunluğundan)  daha fazla bilgiye ve beceri pratiğine sahibiz. Burada PDR mezunalrı şu şu şu kitapları okumalı ya da ek şu eğitimleri almalı gibi bir kural kabul edilebilir ancak PDR mezunu değilse  cinsel terapiyi öğrenemez düşüncesi tamamen yanlıştır. Psikolojik danışmanlar gerekli alt yapıya sahiptir üzerine eksik eğitimleri elbette tamamlamalıdır. Nacizane fikrim ve burayı okuyorlarsa önerim budur.

Bu eğitimi de buraya yazarak tarihe not düşmüş olayım . Hemde eğitimi almak isteyenlere bir yol gösterici olduğunu umalım .

Kolaylıklar herkese….

 

Psikolojik Danışmanlar Klinik Psikolog Olsun mu?

Bu nasıl başlık yahu dediğinizi duyar gibiyim. Sitede o kadar çok yazı olmasına rağmen (kabul ediyorum hepsi mesleki değil) en çok ilgi gören yazı Psikolojik danışmanlar klinik psikolog olabilirler mi? yazısı . Sürekli olarak yorum geldiği ve herkes aynı şeyleri defalarca sorduğu için bu yazıyı da yazmak durumunda hissettim. Önce temel soru ile başlayalım .

Klinik psikolog olabilir miyim ?

Evet klinik psikoloji uzmanı olabilirsiniz

Bunun yolu nedir ?

Klinik psikolojide yüksek lisans yapmak

Peki nerede yapılır ?

Devlet üniversitelerinden herhangi biri PDR mezununu şu anki tarih itibari ile bu programa kabul etmiyor. Mecburen özel üniversitelerde yapacaksınız . Seçenek bir sürü (paranız varsa). Araştırın bulun onu da ben yazmayayım 🙂

Ne kadar tutar hacı?

25 ile 50 bin arasında değişen ondan fazla üniversite var. Size hangisi uyarsa. Bazısında devam zorunluluğu bile yokmuş, bazısı klinik yazısını sadece diplomada görüyor psikiyatri kliniğinin yanından dahi geçmiyor imiş ben duyduğumun yalancısıyım 🙂

Ne kadar sürer ?

Bilimsel hazırlık şartı yoksa ve uslu bir çocuk olabilirseniz 2 yılda biter hatta yeterince dikkatli bakarsanız şirinleri bile görebilirsiniz…

Bitirince nerde iş bulurum ?

Aslında en başta sormanız gereken soruyu şimdi sordunuz. Cevabı hiç bir yerde 🙂 Çünkü Klinik psikoloji mezunları burada çalışır gibi bir iş alanı yok.  Devlet klinik psikolog kadrosunu tamamladı (sanırım 2 yıldan fazladır bu kadro tanımlı) ancak halen hiç kimseyi almadı . Alacak mı bilinmez… Almamak için psikolojinin tıbbi uygulamaları sertifikası diye bir sertifika yarattı klinik psikologun işlerini şu an bu sertifikayı alan psikologlara yaptırıyorlar. Yani hiç bir zaman atama yapmayabilirler ya da yarın yapabilirler. Bunu bilemeyiz ama bildiğimiz tek şey var ki 2 senedir almıyorlar.

Eee başka yer yok mu ?

Olmaz mı ? Özel danışmanlık merkezlerinde çalışabilirsiniz. Özel hastanelerde çalışabilirsiniz falan filan . Ama alırlarsa almazlarsa kimse onlara al demiyor yasal olarak. yani çalıştırılması zorunlu personel değil.

Peki ofis açabilir miyim ?

Ofis deyince daha havalı duruyor ama dükkan açabilirsiniz evet 🙂 Bu iyi bir haber gibi dursa da kötü bir haberim daha var ofis açmak için bu diplomaya ihtiyacınız yok. Adına eğitim danışmanlık hizmetleri diyerek bakkal açar gibi açabilirsiniz.

Eee sende amma yaptın neden okuyor o zaman bu kadar adam ?

Vallahi cevabını bilmediğim bir soru sordunuz . Bilen biri  okuyan biri lütfen bana da söylesin. Benim tahminim klinik psikolog isminin piyasada daha çok tutacağı ve insanların bu unvanı almak istedikleri yönünde. Yani ofis açar adıma da bu dersem daha çok müşteri bulurum diye düşünüyor sanırım okuyanlar. Yine de akıl okumayalım….

Peki sen ne dersin ?

Nacizane fikrimi sorduğunuz için teşekkür ederim. Ben bu kadar param olsa uluslararası sertifikasyon programlarına veririm . Ne bileyim bir BDT bir Gestalt bir Pozitif Psikoterapi, ya da daha özelde cinsel danışmanlık , EMDR gibi eğitimler alırım . Danışmanlık becerilerime yatırım yaparım . Diplomaya değil. Özellikle MEB’de çalışan meslektaşlarıma gerçekten bu yolu öneririm. Özel çalıştığınızda (ülke buna hazır olduğunda tabii yasal olarak da) emin olun klinik psikoloji diplomasından daha fazla yararını görürsünüz.

 

Yukarıdaki alaycı dilden de anlaşılacağı üzere benim tavsiye ettiğim bir durum değildir bu yüksek lisansı yapmak. Özellikle amacı meslek değiştirmek başka bir kuruma atanmak olan arkadaşlar en azından şimdilik hayal kırıklığına uğrarlar benden söylemesi .He benim bu  alana ilgim var o yüzden okuyorum diyene de saygı duyarım ancak parayı kırarım uçar kaçarım düşünceleriniz varsa bence bir kez daha düşünün.

Herkese iyi okumalar,  iyi çalışmalar dilerim kolay gele 🙂